İnsanların Kış Uykusuna Yatmaları Mümkün Mü?

Soğuk ve karanlık günlerde sıcak havalar yeniden gelene dek kendinizi kapatmak isteyebilirsiniz. Birçok hayvan, uyuşukluk olarak bilinen, bedensel işlevlerini en aza indiren ve enerji için vücuttaki yağ depolarını kullanan bir evreye girerek bunu yapar. Kış uykusu, kıştan ve soğuktan korunmak için uygun bir yol sunmanın yanı sıra, uzun mesafe uzay yolculuğunun ortaya çıkması da bunu araştırmak için bir sebep olabilir. En yakın gezegen Mars’a yapılacak bir yolculuk, mevcut teknolojiyi kullanarak sekiz ay sürecektir.

Vücut sıcaklığı ve metabolizma

Uyuşukluk, minimize edilen metabolizmanın yeniden düzenlenmesine yani bir organizmayı canlı tutan kimyasal reaksiyonların yavaşlamasına işaret eder. Kalp atış hızı, nefes alma ve enerji tüketimi yüksek oranda azalır ve vücut sıcaklığı da düşebilir. Fare ve sinek kuşu gibi bazı hayvanlar, enerjiden tasarruf etmeleri gerekiyorsa günlük olarak bir uyuşukluk evresine girerler. Kirpi ve ayı gibi diğerleri ise genellikle kışın uzun süreli uyuşukluk dönemine girerler (kış uykusu olarak adlandırılan şey de budur).

Ayılar gibi büyük memelilerin ve hatta Madagaskar’ın yağlı-kuyruklu cüce lemuru gibi primatların kış uykusuna yatması, teorik açıdan insanların uyuşukluk evresine girmek için çok büyük olmadıkları veya enerjiye ihtiyaç duymadıkları anlamına gelebilir. Ayrıca, evrim kökenimiz bunu yapmamızı engellemiyor, çünkü kış uykusuna yatan hayvanlar arasında her türden memeli bulunmaktadır.

Kontrollü hipotermi ve metabolizma, kardiyak cerrahi sırasında ve kan dolaşımı azaltıldığında (inme sonrası gibi) dokuları hasardan korumak için klinik uygulamalarda zaten yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Vücut ısısını ve metabolizmayı düşürmek, hücrelerin daha az oksijene ihtiyaç duyacağı, oksijen verilemediği durumlarda hayatta kalacakları anlamına gelmektedir. İnsanlarda bu yapay soğutma sürecinde solunum, kalp atış hızı ve metabolizma minimize edildiğinden dolayı hayvanların spontan uyuşukluk evresine benzemektedir. Fakat önemli bir fark olup hayvanların uyuşukluk evresine güvenle ve kendiliğinden nasıl girdikleri henüz bilinmemektedir. Bir insanın vücut sıcaklığını, doğal termo-regülasyonunu (ısıl düzenlemesini) engelleyerek düşürmek, agresif ilaçların kullanılmasını gerektirir. Uyuşukluk evresini kopyalamanın zorluklarından birisi de, hayvanların süreci nasıl başlattığını ve sürdürdüğünü gerçekten bilmememizdir.

Beynin korunması

İnsanın kış uykusuna yatması fikriyle ilgili bir başka önemli konu daha vardır. Kış uykusuna yatan hayvanlar, kış uykusuna geçmeden önce uyuşukluk evresinden düzenli olarak birkaç saat veya birkaç gün boyunca çıkıp normal uykuya geçerler. Benzer şekilde, günlük uyuşukluktan çıkan hayvanlar da genellikle derin bir uykuya dalarlar. Bu da bazı bilim insanlarının, kış uykusunu uzun bir uyku gibi düşünmeye eğilimimiz olsa da uyuşukluğun aslında uykudan yoksun bir evre oluşturduğunu ve hayvanların bunu düzenli olarak telafi etmeleri gerektiğini düşünmelerine neden olmaktadır.  Bunu, hayvanların uyuşukluktan çıkıp uykudan mahrum kaldıklarında ortaya çıkan beyin dalgalarında da benzer olarak gözlemleyebiliriz.

Uyuşukluk dönemindeki düşük metabolizma ve vücut ısısı, uykunun düzenlendiği bu beyin bölgelerindeki aktivite ile ilişkili olduğu için belki de bu durum ortaya çıkıyor olabilir. Fakat bu durum aynı zamanda; eğer uyuşukluk beynin uyku mekanizmaları tarafından onarılmazsa beyne zarar verecek bir şekilde beyni değiştirdiği için de gerçekleşiyor olabilir. Beyin, oksijen eksikliğine karşı oldukça duyarlıdır ve bu nedenle, kan ve besin maddeleri tedarikinin azaltıldığı süre boyunca korunması gerekiyor.

Uyuşukluk, anılarımızın temelini oluşturan sinaptik bağlantıları azaltarak ve yeniden organize ederek beyni bir diğer biçimde de etkilemektedir. Yarasalar gibi hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar,  tümüyle nöral depresyon halindeki 1 ay içinde bile çoğu anıların neredeyse korunmuş olduğunu göstermektedir. Fakat yakın akrabaları hatırlama yeteneği gibi bazı anıların diğerlerinden daha iyi korunduğu görülmüştür. İnsanın kış uykusuna yatması konusunda, uzun süren uyuşukluk evresinden sonra anıların nasıl saklı kaldığını araştırmak hayati önem taşıyacaktır.

Yakın zamandaki teknolojik ilerlemelerle birlikte yeni farmakolojik ve genetik araçlar, uykuyu başlatmada veya manipüle etmede büyük potansiyele sahip olduklarını göstermişlerdir. Ancak insanın kış uykusuna geçmesini nasıl güvenli bir şekilde sağlayabileceğimizi tam olarak anlamak için önemli beyin devrelerini incelemek ve uyku işlevlerini düzenleyen ana moleküler yolları belirlemek zorundayız.

For English version and details please check:

http://www.iflscience.com/brain/could-humans-hibernate/

Çeviri: N.S.

Sayfamızı beğenip takip etmek ister misiniz?
0

Bir Cevap Yazın