Tarihte İlk Kez Şempanze Davacı Oldu!

Aralık 2013’te, New York eyaletindeki 4 tutsak şempanze, özgürlüklerini kazanmak için kendilerini tutsak eden insanlara dava açma konusunda tarihin ilk insan olmayan primatları oldu. Şempanzelerin avukatları, yakın tarihte oluşturulan ve İnsan Olmayanların Hakları Projesi (NhRP) olarak bilinen bir örgütün üyeleriydiler. Bir hakimden şempanze müvekkillerinin yasa dışı olarak tutsak edilmemelerine dair temel haklarını almaları için yardım istiyorlardı. NhRP yakın zamanda, diğer büyük maymunlar (bonobolar, orangutanlar ve goriller) ve filler adına  – hepsinin gelişmiş bilişsel yeteneklere sahip olduğunu gösteren – benzer davalar açabilirdi.

Birçok kişi için insanlık dışı kişilik düşüncesi, zıtlıkların bir araya gelmesidir. Bazıları, insan haklarının, vergilerini ödemek ve kanunlara uymak gibi toplumsal sorumluluklarla var olduğunu ve insan olmayan canlıların bunların hiçbirini karşılayamayacağını savunuyorlar. Diğerleri ise, insan haklarının başka bir türe verilmesinde ortaya çıkacak yasal ve felsefi sıkıntılara gerek kalmadan, zaten mevcut hayvan koruma yasalarının yeterli güvenliği sağladığını düşünmektedir. New York davalarının hakimleri sonuç itibariyle talepleri, davacıların insan olmadığı gerekçesiyle reddetti.

İnsan ve makak arasında karşılık bulan beyin bölgeleri sayısı

Hayvanlara dair daha objektif bir bakış açısı, 19. yüzyılın sonuna kadar hayvanlarla ilgili ilk gerçek bilimsel çalışma Charles Darwin tarafından yapılıncaya dek hiç kimse tarafından yapılmamıştı. Darwin, neredeyse sadece evrim teorisi ile tanınıyor olmasına rağmen, Türlerin Kökeni’nin yayımlanmasından sonra hayatının daha iyi bir bölümünü “İnsan ve Hayvanlardaki Duyguların İfadesi” adlı eserini araştırmaya ve yazmaya ayırdı. Kitap, 1872’de yayınlandı, hayvan duygusu ve bilinci üzerine bir dizi bilimsel çalışmanın önünü açtı. Modern araştırma tekniklerinin yokluğunda, bu bilgiler çoğunlukla son derece spekülatifti.

Yaklaşık bir yüzyıl boyunca karşılaştırma yapan psikologlar, türler arasında paylaşılan biyolojik ve davranışsal bağlarla ilişkili sezgisel bir anlayış geliştirdi. Şimdi bilim, şüpheleri dikkate değer şekilde doğruluyor.

NhRP’nin ilk insan olmayan yani şempanze davacıları adına yayınladığı 106 sayfalık bildiride, dokuz önde gelen primatolog, en yakın biyolojik akrabamız olan şempanzelerin bilişsel kapasitelerini doğrulayan yeminli beyanlar hazırladı. Bildiride şöyle deniliyor:

“Bunlar otobiyografik bir benliğe, epizodik (bölümlü) hafızaya, kendi kaderini tayin hakkına ve kendi bilincine sahip olmayı içeriyor. . . empati, çalışan bir bellek. . . başkalarının neden ve sonuçlarını, deneyimlerini anlama, hayal etme, yenilik yapma ve araç yapma becerileri. . .  İnsanlar gibi, şempanzelerin kişisel geçmişi ve geleceği konsepti vardır. . . Onlar hiç sonu gelmeyen hapsedilmenin acısını çekiyor.”

Diğer çalışmalar şempanzelerin sürekli bilgisayar simgesi tanıma testlerinde insanlara göre daha iyi olduğunu göstermektedir. Karşılaştırmalı genomik analizler, şempanzelerin DNA’mızın yaklaşık %99’unu paylaştığını kanıtlıyor. İnsan ve şempanze kanları, kan türleri uyuştuğu sürece her iki yönde de transfüzyona izin verdiğinden değiş tokuş edilebilir.

Bu yaratıklar da bizim gibi kültürlerinin çöküşünden dolayı acı çekiyorlar. Ailelerinin kaçırılması veya toplanması yüzünden tanık oldukları katliamlar ve geniş aile grubunun desteğini kaybeden filler, tıpkı ailelerinin kaybından ve köylerinin tahrip edilmesinden acı duyan Afrikalı savaş yetimleri gibi aynı düzensiz davranışları sergiliyor.

Post-travmatik stres bozukluğu, başka bir deyişle türlerin ötesine geçmektedir. Filler ve balinalar sadece bize has büyük ve karmaşık beyinlere sahip olmakla kalmazlar; insanlar ortaya çıkmadan çok önce beyinleri zaten milyonlarca yıl evrim geçirdi.

Özellikle şu anda NhRP’nin muhtemel müşteri listesindeki canlılar bize benzemiyorlar, ancak dikkate değer şekilde karmaşık olmalarının bize yeni bir duruş ve bakış açısı getirmesi gerekir – kesinlikle felsefi ve belki de yasal bir bakış açısı.

Pek az vaka, bilimin gücünü NhRP’nin insan olmayan canlılar adına ortaya koyduğu bilgilerden daha iyi gözler önüne sermektedir. Yeni araçlar ve teknikler, evrene ve içindeki yerimize dair olan anlayışımızı tersine çeviriyor. Bir anlamda, kendimiz gibi karmaşık varlıkları aramanın sonsuza kadar yanlış yönlendirildiğini keşfediyoruz. Uzak bir yıldız sisteminde cevap aramaktansa onları milyarlarca yıllık evrimsel biyolojide bulabiliriz. Tanışmak için can attığımız akıllı uzaylılara gelince, başından beri burada bizimleydiler.

For English version and details please check:

http://www.popsci.com/should-animals-same-rights-people?con=TrueAnthem&dom=fb&src=SOC&utm_campaign=&utm_content=589b107af6d7a100069905c4&utm_medium=&utm_source=

Çeviri: N.S.

Sayfamızı beğenip takip etmek ister misiniz?
0

Bir Cevap Yazın